Ehli hikmetten biri şöyle der: "Amelleri hususunda kişi, koyun çobanını örnek edinmeli ve onun gibi olmalıdır.". Bunun ne demek olduğunu soranlara şu cevabı verir: "Çoban, koyunlarının yanında namaz kıldığı zaman nasıl ki onlardan herhangi bir övme beklemez. Herhangi bir hayır işleyen de onun gibi olmalı. Yâlnız da kalsa, halkın yanında da olsa, yaptığı iyiliğe aynı şekilde devam etmeli." İslâm alimleri, amellerin selâmetle sona ermesi için şu üç şeyin gerekli olduğunu bildirmişlerdir: 1. Başlamadan önce bilgi. Çünkü ilimsiz amelin hiçbir faydası yoktur. Ilimsiz yapılan bir işiri zararı faydasından çoktur. 2. Bir işe başlamadan önce niyet. Zira, amel niyetle yararlı olur. Nitekim bu mânâda, Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ameller, niyetlere göredir. Ve herkese niyetindeki vardır." Meselâ: Namaz, oruç, hac, zekât ve diğer ibâdetler hep niyetledir. Bütün bu ibâdetlerin başında niyet gereklidir. Tâ ki , yapılan ibâdet bir işe yarasın. Yâni ibâdet sırasında sabırlı olmalı ki, sakin ve huzurla ibâdetini tamamlasın. 3. İşin bitiminde ihlâs. Çünkü ameller ihlassız kâbul edilmez. İhlâs ile amel edersen, Allâhü Teâlâ yaptığın ameli kâbul buyurur. Bu mânâda Hirem bin Hıyan’dan nakledilen bir rivayet şöyledir: "Bir kul, kalbi ile Allâh’a yöneldiği zaman, Allâhü Teâlâ mü’minlerin kalbini ona yöneltir. Böylece, kulların sevgisini ve şefkatini o kuluna nasip eder. "Allâhü Teâlâ, bir kulu sevdiği zaman, Cebrail’e şöyle buyurur: "Ben falan kulu sevdim, sen de sev." . Cebrail o kulu sever. Ve göktekilere şöyle seslenir: "Râbbiniz falan kulu sevdi; siz de seviniz." Semâ ehli de o kulu sever. Sonra, o kulun sevgisi yerdekilerin kalbine konur.